Bowmore12

Kadehteki sıvıyı koklayınca gayri ihtiyari ağzımdan dökülen ilk kelime: “Vay canına!” oldu. Turba, odunkömürü, meşe ve tahıl kokusu çok ayırt edici ve farklı bir kombinasyona sahip. Başka viskilerde de bu kokuları almak mümkün ancak Bowmore farkı da burada başlıyor. Kesinlikle dengesi ve koku dağılımı bu markaya özel. Armut ve bir miktar vermut kokusu var. Havalandıkça açığa çıkan meyvemsi ve botanik aromalar oldukça karışık.

Çocukluğumun soğuk kış günlerinde evdeki sobanın üzerine elma, portakal gibi meyvelerin kabuklarını koyar odayı kaplayan meyve kokusu ile mest olurdum. Bazen de sobanın üzerinde pişmiş o kabukların tadına baktığımı hatırlarım. Aynı tat. Tütsülenmiş meyve kabuğu tadı ile damağı kaplayan isli aromalar gayet dengeli. Burundaki vermut kokusu damakta da kendini belli ediyor ki burunda çok beğendiğim vermut kokusunu damakta vermut aroması olarak almış olmaktan mutlu olmadım, beğenmedim.

Bowmore 12 gibi isli aromalar taşıyan viskilere tuzlu tatları çok yakıştırıyorum. Islay bölgesi viskilerinde olmasını arzu ettiğim bu iyodik rayihalar bitişte meşe tadı ile birlikte geldi nihayet. Baharat tatları ekşi ve buruk. İlk nefes sonrası gelen çürük muz tadı gayet yumuşak bir bitiş sunuyor.

Bowmore 12, bu damıtım evinden çıkan en iyi mahsül değil ama nihayetinde o da bir Bowmore. Farklı, nev-i şahsına münhasır ama Islay bölgesinden gelen viskilerin genel karakterine de sahip. Islay bölgesi viskileri ile yeni tanışacak olan viski severler için bir miktar zorlayıcı olabilecek medikal ve deri kokuları hemen hemen hiç yok. Bölgenin en rahat içimli viskilerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Tek kelime ile tanımlamam gerekirse “Düzgün” bir viski olduğunu söylerim.

Defterimden Notlar

İstanbul’un en sevdiğim bölgelerinden birisi olan Karaköy’de rıhtıma yakın bir kafe’nin kapı önünde dostlarla yudumlarken Bowmore 12’yi, “nasıl oluyor da biz hepimiz sadece tahta kurusu (ne demekse) kokusu alırken sen bu kadar ayırt edici tanımlayabiliyorsun” diye sormuşlardı….

Tarancı ile cevap veriyorum bu sorulara…

Kafalar ayna gibi şimdi bir muammaya
Bu, içinden çıkılmaz bir müthiş bilmecedir.
Korku bir kokudur ki karışmış bu havaya,
Ve sükut bir çığ gibi büyüyen düşüncedir.